Girişimsel radyoloji, anjiyografi, ultrason, bilgisayarlı tomografi ve MR (emar) gibi görüntüleme yöntemlerini rehber olarak kullanarak ameliyata yapılan tedavileri ameliyatsız yapan bölümdür.

Girişimsel Radyoloji göz hastalıkları ya da kalp hastalıkları uzmanlığı gibi tek bir konu ya da organ sistemi ile uğraşmaz. Bir çok organ sisteminin daha önce ameliyatla yapılan tedavilerini ameliyatsız olarak yapar.

Girişimsel radyoloji tedavilerinde temel özellikler ameliyata ve narkoza gerek olmamasıdır. İşlemler her zaman küçük bir iğne deliği girimiyle yapılır. Yapılan işlemler sonrası vücutta yara izi kalmaz.  Bu nedenle mini cerrahi işlemler olarak da adlandırılır. Vücudun içine girim yapılırken hep görüntüleme yöntemleri kullanıldığı için deriyi kesmeden vücudun içini görme ve tedavi yapma şansı vardır.

İşlemlerin büyük çoğunluğunda hasta aynı gün ya da ev fazla bir gün yatış sonrası evine gönderilir.

Hastaların tedavi edici işlemlerde çoğunlukla yüksek teknoloji içeren cihazlar kullanılır.

Varis tedavisinde Girişimsel Radyoloji

Variste tedavisinde çığır açan yöntem olan lazer yöntemini ilk defa 1999 yılında bir Amerikalı Girişimsel Radyoloji uzmanı bulmuş ve kullanmıştır. Böylece ameliyatsız varis tedavisi dönemi başlamıştır. Aradan geçen süre içerisinde damar içinden uygulanan lazer ve benzeri olan radyofrekans ablasyon yöntemlerinin ameliyattan çok daha iyi sonuç verdiği, tedavi etkinliği ve hasta memnuniyetinin ameliyata göre belirgin fazla olduğu ve tekrarların belirgin az olduğu bilimsel olarak gösterildi.

Günümüzde varisin standart tedavisi lazer ve radyofrekans yöntemleri olmuştur.

Girişimsel radyolojinin en önemli özelliği olan ameliyat etmeden girişimsel yöntemlerle tedavi, varis hastalığında da başarıyla uygulanmıştır.

Girişimsel radyoloji çoğunlukla yeni teknolojiye dayalı olduğu için, teknolojinin hızlı gelişimine paralel olarak var olan tedavi yöntemleri daha da kolay ve konforlu olacaktır.